Bulmacadaki Resim

Bulmacadaki Resim

İşten çıktıp eve dönüş yoluna koyuldum. Sokaklar karla kaplıydı, bir taraftan da yağmaya devam ediyordu. Kar yağmasına rağmen, ılık sayılabilecek bir Aralık akşamıydı. Karanlık sokaklarda insanlar hızlı adımlarla evlerine koşuyorlardı…

Kendimi halk otobüsüne zor attım… Yaşlı otobüs, homurdayarak atağa kalktı. Hınca hınç doluydu. Biraz meşakkatli bir yolculuktan sonra evime vardım. Eve yaklaşırken salonun ışıklarının yandığını görünce “herhalde, misafir var” dedim kendi kendime.

Eve girince oğlumun üniversite arkadaşlarının geldiğini öğrendim. Sağ olsun gençler, saygıyla karşıladılar. Beş kişiydiler. Tanıştık… Akşam yemeğinden sonra gençler, oğlumun çalışma masası etrafında toplandılar. Kendi aralarında koyu bir sohbete daldılar.

Rahmetli babacığım köşesine oturmuş, gazetesini okumaya çalışıyor, göz ucuyla da gençleri takip ediyordu. Ben de ara sıra konuşmaya katılıyordum. Kimleri anmadık ki… Neler konuştuk neler…

Bir ara söz, gazetedeki bulmacaya geldi. Gençler, bulmacayı birlikte çözmeye çalışıyorlardı. Bir soruda konu hararetli bir tartışmaya döndü.

Gençlerden biri bulmacadaki soruyu okudu:

Yukarıda resmi görülen şahıs:?

Biri cevap verdi:

– Amerikalı bir artist…

Öbürü söze karıştı:

– Hayır o, Mısırlı bir bilim adamı, dedi.

Diğeri:

– Yok arkadaşım. O, Alman politikacı, dedi.

Bir diğeri söze karıştı.

– Hayır hayır, çok iyi tanıyorum. O, Yunan bir armatör, diye karşılık verdi.

Tartışma bu minval üzere sürdü gitti… Bu hararetli tartışma ya kayıtsız kalamayan babam, ağır ağır yerinden kalktı ve masaya yaklaştı. 

Şuna bir de ben bakayım, dedi. Ve masadaki gazeteye eğildi. Gözlüklerini şöyle bir düzelttikten sonra:

-Haa… O mu? O zat, Mehmet Akif’tir… Milli Mücadele’nin kahramanıdır o. Mücadele insanı, şair ve yazardır. İstiklâl Marşı’nı ve Safahat’ı yazdı… Bugünlerimizi o kahramanlara borçluyuz. 27 Aralık 1936’da yalnız öldü.  Ama vefatını duyan binlerce genç evinin önünde toplandı, omuzlarında taşıdı Akif’i. Yalnız koymadılar. Allah onlara rahmet eylesin…”  Dedi ve ağır adımlarla koltuğuna gitti.

Kardeşlerim, Mehmet Akif’i tanıyım. Onu tanıyınca; kim olduğunuzu, bu dünyaya neden geldiğinizi, ne için yaşadığınızı hatırlayacaksınız.

Akifçe bir hayat sürmeniz duası ile… Yüce Allah’tan hepinize dünya ve ahiret saadeti dilerim.

İman, mücadele ve istiklal şairi Mehmet Akif Ersoy’un çağımız insanını mücadeleye, çalışmaya ve gayrete çağıran sesine bu gün ne kadar da muhtacız. Meğer ne çok şey katmış dünyamıza:

…/…

“Irzımızdır çiğnenen evladımızdır doğranan
Hey sıkılmaz ağlamazsan bari gülmekten utan…

…/…

Sevinmek şöyle dursun vaktimiz yok mateme
Davranın zira gülünç olduk bütün bir âleme…

…/…

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.”

SAFAHAT

bir yorum bırakın