gökmavi’den Selam

gökmavi sayı 1

Selam üzerinize olsun… Beraber bir yolculuğa çıkıyoruz. Yolumuz sanattan da geçecek, elbette edebiyattan da… Yaşamın tüm renklerinden sahnelere yer vermeye çalışacağız sayfalarımızda… Taze bir nefes ile kadim gerçekliğe hizmet edeceğiz, elimizden geldiğince…

Hemen söyleyelim… Sanatla, bu yaşamın zarif renkleriyle sadece güzelliğine, cazibesine kapıldığımız için, sırf estetik kaygısıyla ilgilenmiyoruz. Bizim sanat kaygımızın bir amacı var…

Anlatmaya mecbur olduğumuz sözlerimiz var. İnsan, en güzel şekilde var edildiği için fıtrat olarak güzelliklerle ortaya koyulan fikirleri, sözleri dinlemeye, o fikirleri ortaya koyan ideolojileri bilerek, bilmeyerek izlemeye eğilimlidir.

Biz bu sayfalarda, bilerek, bilinçli şekilde bazı estetik gözüken, güzel zannedilen, ‘sanat’ olduğu iddia edilen ideolojik sunumları reddediyor, ayaklarımızın altına alıyor, bazılarını ise baş üstüne koyuyor olacağız. Çünkü bizim çalışmalarımıza; ‘Sanat ideolojinin estetik kimlik kazanmış halidir’ düsturu dayanak teşkil eder.

Hatırlatmakta fayda görürüz ‘ideoloji’ korkulası, kötü bir kavram değildir. İdeoloji; birey ve toplum hayatını düzenleyen, sistemli düşünüceler bütünüdür. Korkulması gereken kötülüğe hizmet eden ‘batıl ideolojiler’dir. İnsanlığın kurtuluşu için öğretiler geliştiren iyiliği, güzelliği, barışı emreden, ‘hak ideoloji’ ancak baş tacıdır.

Bugünün insanın başına gelenler; yüzeysel zevkleri, kendisine sunulanları, düşünmeden aşırı hızlı tüketmesi ve yayması yüzündendir. Herkesin yaptığını düşünmeden yapmak, hastalıkların yayılmasına hizmet etmektir kimi zaman. Unutmamak gerekir ki insan her eyleminin,  yaptığının da yapmadığının da bir gün karşılığını bulacağı hesaba yaklaşır, her an ve adımda. 

Peki neden bu koşuşturma? Bu yaşam, sadece önümüze koyulanların peşinden koşmak için mi var edildi? Neden yaşıyoruz? Gerçekten istemediğimiz ve ihtiyaç duymadıklarımızın peşinde heder olan yaşamlar… 

Düşünmeye, akan hayatlarımızın sürüklenişine güç yettiğince, dil döndüğünce ‘yumuşak bir söz’ ile meydan okumaya davet olacak bu sayfalarda yer alanlar. Düşünmeden güzelliklere, sanata, meftun olma pervasızlığına yer olmayacak…

İlerleyen sayılarımızda, ‘Neden var edildik?’, ‘Nereden geldik?’, ‘Nereyedir bu gidiş?’ sorularına da cevap arayacağız. Bu sorulara cevap aramış düşünürlerin, sanatçıların eserlerine de yer vereceğiz.

Sanatçıların eserlerinden bahsedişimiz; hayranlıkla yaptıklarını yinelemek ve ya taklit etmek için olmayacak. Onların zamanlarında, kendi şartlarında yaptıklarını, başardıklarını -elbette haklarını teslim edip, taktir ederek- çağımıza taşıyacağız. Onların işlerinin de insanlığın hasretle beklediği barış medeniyetinin yeniden doğuşu çabalarına katkı yapmasına olanak vereceğiz. Bizden önce yaşamış usta yazarları, sanatçıları yeni bir Rönesansa davet etmek olacak yaptığımız. Yoksa ‘gelmiş ve geçmiş topluluklara’ methiyeler düzmek, eserlerini ezberlemek değil amacımız.

Bizim özlemimiz, çağların ızdırabına yegâne çare olan ‘Anadolu Rönesansı’na hâdim olmaktır. ‘Biz bir Rönesans kapısı aralayacağız. O kapıdan çağlar öncesinde yaşamış ve bugün yaşayan âlimler, bilim insanları, sanatçılar, yazarlar, çizerler, seyyahlar, fikir adamları, filozoflar, aktivistler, siyasetçiler, askerler geçecek… Bizler de o büyük uyanışın hâdimi olmakla iftihar edeceğiz.’  

Ortak bir sözde buluşmak için açık davettir bu…

Kalemiyle, fırçasıyla, sesiyle, nefesiyle, emeğiyle insanlığın içinde kaybolduğu karanlık fetretten çıkış için ses olmaya, gökmavi’de buluşmaya çağırıyoruz… Geliniz… Elinde heliği olan da köşe taşı olan da buyursun gelsin… Rönesans duvarına bir taş koyalım.

Beraber yürüyelim, karanlıkların üstüne; semavi aydınlıkla, akılla ve merhamet ile… güzelleştirmeye, sevdirmeye…

Ağır bir yük ile görevlendirildiğinde, bu yolda yürümüş öncülerin, yaratıcıya niyaz ettiği gibi niyaz ediyoruz, ‘işimizi kolaylaştır, dilimizdeki bağı çöz, bizi iyi anlasınlar, bizi destekle’. Çağın öz kardeşlerini, öz kardeşten ileri olan, ‘dost’ olan ‘sıddık’larını bekliyoruz. Biz de davet ediyoruz sanatçıları, aydınları, fikri olanları, düşünenleri…

Yeni sayıda buluşmak üzere…

gökmavi’den selam…

bir yorum bırakın