okuyun

gökmavi'den

selam

gökmavi 1

OKUYUN

Oku, anlat

gökmavi sayı 2

Aliya İzzetbegoviç

izzetbegovic-aliya-1_m

“Köle Olmayacağız” diye Haykıran Bilge


“Çok sayıda insanımızın hayatlarını kurtardık çünkü öldürmediler, birçoğunun da ruhunu kurtardık çünkü öldürmediler.”
"Ben Avrupa’ya giderken başım önümde eğik gitmiyorum! Çünkü biz, çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa karşımızdakiler, bunların tamamını yaptı! Hem de Batı’nın gözü önünde,  Batı medeniyeti adına...”

Bilge bir lider, çileli bir mücadele adamı. Entelektüel birikimiyle müstesna bir düşünür. Balkanlarda İslâm’ın yeniden doğuşunu görmek için zindana girmekten çekinmeyen, insanların kalbini yeşertmek için gönüllere köprü kurup nehir akıtan, “ “Allah’a yemin ederim ki köle olmayacağız!” diye haykıran, İslâm’ın soluğunu Batı’ya üflemek için kalbinin derinliğini herkese açan, şanlı Bosna direnişiyle tarihe tanıklık eden, büyük bir dava ve devlet adamıdır Aliya İzzetbegoviç.

1925 yılında Bosanski Samac’ta; Bosna ve Sava ırmağını gören bir evde doğar. Adını dedesinden almıştır. Dedesi I. Dünya Savaşı’nda Aziziye valisidir. Aziziye Bosna Hersek’in bir şehri. Aliya’nın büyük dedesi Osmanlı ordusunda subaydır. Subay olarak Belgrat’tan Bosna’nın Samac kentine tayin edilince İzzetbegoviç ailesi Samac’ta toplanmaya başlar ve Samac’ın adı Aziziye olarak değiştirilir. Çünkü zamanın Osmanlı sultanı Abdülaziz Belgrat’taki Sırpların saldırılarından rahatsız olan ailelerin Samac (Aziziye) bölgesine yerleşerek yeni bir kasaba oluşturmalarını emreder. Böylece hem yeni kasaba oluşur, hem de Müslümanlar koruma altına alınarak huzura kavuşturulur. Bu huzur ortamı Osmanlı durdukça bozulmaz. Barış dolu günlerin ardından Müslümanları ve Begoviç ailesini çileli, sıkıntılı yıllar beklemektedir. 

Aliya’ya Yön Veren Kitaplar

Aliya İzzetbegoviç’in dedesi Üsküdar semtinde Sıdıka isimli bir Türk kızıyla evlenir. Rahmetli Begoviç hatıralarında “babam Türkçe’yi çok iyi anlar ancak hatırlayabildiğim kadarıyla konuşamazdı” diyerek bir neslin dramını anlatacaktır yıllar sonra…

Aliya’nın annesinin çok dindar bir kadın olduğunu da kendisinden öğreniyoruz. “Sabah namazlarına hiç aksatmadan tam vaktinde kalkar ve beni de kaldırırdı ki ben de belediye binasının yakınında bulunan Hodzijizka camisine gidebileyim… Özellikle bahar sabahlarında büyük mutluluktu camiye gitmek. Güneş doğmak üzere ve yaşlı imam Mujezinoviç camide Kuran’ın harika sûrelerinden biri olan Rahman Sûresi’ni okurdu. Her bahar sabahında Rahman Sûresi’ni ve o imamı hatırlarım” der Aliya çocukluk günlerini anlatırken.

Ona bilge lider denmesi boşuna değildir. Ali Mütevelliç tarafından kaleme alınan “İslâm’ın Işığında” ve Osman Nuri Hoziç’in yazdığı “Hz. Muhammed ve Kuran” kitabı Aliya’ya yön veren eserler olur. Mostar şehrinin “kalaycı” kütüphanesinden alıp okur bu kitapları. Hegel’den Bergson’a, Kant’ın “Saf Aklın Eleştirisi”nden Spengler’in “Batı’nın Çöküşü”ne kadar yüzlerce, binlerce kitabı okur, özümser. Çünkü o Bosnalı Müslümanların rehberi olacaktır ömrü boyunca ve takdir öyle tecelli eder…

“Doğu Batı Arasında İslâm”, “Tarihe Tanıklığım”, “İslâm Deklarasyonu ve İslâmi Yeniden Doğuşun Sorunları”, “Köle Olmayacağız” kitapları böylece yazılır…

GENÇ MÜSLÜMANLAR TEŞKİLÂTI

Bir millet var oluş-yok oluş mücadelesi verir de, yüreği yananlar boş durur mu? Aliya İzzetbegoviç de tarihin gösterdiği yoldan yürümeye mecbur hissetmiştir kendisini ve böyle başlamıştır Bosnalıların mücadelesi.

II. Dünya savaşından önce kurulmuş olan Miladi Müslümani yani Genç Müslümanlar Teşkilâtına 16 yaşından beri hayranlık duymaktadır Aliya. Genç Müslümanlar Teşkilâtının lideri Mehmet Spaho’nun öldürülmesiyle teşkilat başsız kalmış ve Bosna Hersek toprakları paylaşılır. Müslümanları yok etmek için ciddi bir saldırı vardır. Müslümanların malları ellerinden alınıyor, evleri ateşe veriliyordu. Aliya İzzetbegoviç’in ifadesiyle “Osmanlı bölgeden çekildiği günden beri Müslümanlar hırpalanıyor, toprakları gasp ediliyordu”. Bunun için “Mutlaka teşkilâtlanmamız lâzım” diyordu Aliya. Daha lise 2.sınıf öğrencisiyken 1940 yılında teşkilâta üye olması bu düşüncesinin sonucuydu.

Genç Müslümanlar Teşkilâtı kültürel mücadeleye ağırlık veriyordu. Boşnak halkının bilinçlenmesi için İslâm’ı çok iyi öğrenmeye karar vermişlerdi. Mensuplarına İslâm Dini dersleri veriliyordu. O tarihte İslâm’ı karalamak için büyük bir kampanya başlatılmıştı. “Müslüman’ım” demek suç sayılıyordu. Aliya ile birlikte arkadaşları Tarık Muftiç, Esad Karadozoviç, Nusret Başagiç İslâm’ın hoşgörüsünü anlatan  yazılar yazmaya çalışıyorlardı.

Aliya İzzetbegoviç 1941 yılının Mart ayında Yugoslavya krallığının parçalandığı bir zamanda Genç Müslümanlar Teşkilâtı’nın kurultayının yapıldığını şöyle anlatır: “Genel Kurula 50 üyemiz katılmıştı. Çünkü herkes toplantıya katılmaya korkuyordu. O zamanki anayasa gereği, genel kurulumuza bir polis katıldı. Kurulumuzun açılış konuşmasını Tarık Muftiç yaptı ve ilk liderimiz o oldu. Genel Kurulumuzdan 15 gün sonra savaş patlak verdi. Genel kurul karaları, yeni yönetim kurulu protokolü ve yeni tüzük mahkemeye verilemedi.” (Teşkilâtın resmileşmesi için işlemler tamamlanamadı.)

Saraybosna Üniversitesi ve liselerde Aliya ve arkadaşlarının öncülüğünde teşkilât büyük gelişme sağlar ancak illegal bir görüntü vermeleri ve “gizli” çalışma yapmaları onları rahatsız eder. Teşkilâttan bazıları 1930 yılında kurulan “El Hidayeh” isimli legal örgüte girerek resmiyet kazanmayı teklif ederler. Aliya İzzetbegoviç “İmamlar tarafından kurulan ve pasif olan bu teşkilata katılmayı doğru bulmaz. “Bu teşkilâta katılırsak biz de pasifleşir ve mücadele azmimizi kaybederiz” der. Bu görüşe itiraz eden bazıları “El Hidayeh” örgütüne katılır, hatta yönetici olurlar ama zamanla pasifleşirler. Aliya ve arkadaşları ise bir yardım derneği olan “Merhamet” adlu teşkilâta girerek  resmiyet kazanırlar. 

Aliya’nın hapiste geçen yılları

Aliya İzzetbegoviç Genç Müslümanlar teşkilâtına üye olduğu için 21 yaşındayken 3 yıl hapis cezasına çarptırılır. Zenitsa ve Stolac cezaevlerinde geçer üç koca yıl… İslâm Deklarasyonu kitabını yazdığı zaman 10 yıl hapis cezası verirler. Çünkü Bosnalıları  değil bütün dünya Müslümanlarını dirilişe, uyanışa ve mücadeleye çağırması korkutur, ürkütür Tito başta olmak üzere bazı mihrakları.

1983 yılında yeniden tutuklanır ve bu kez 14 yıla mahkûm edilir… Artık dünya değişmektedir. BM İnsan Hakları komisyonunun taleplerini göstermelik de olsa yerine getirmek zorunda olan Yugoslavyalılar, İzzetbegoviç’in 14 yıllık cezasını 9 yıla indirmek zorunda kalırlar…

Bosna’da zambakların zaferi

Genç yaşında İslâm ve Müslümanlar için çalışacağına yemin eden, Allah’a söz veren ve bu uğurda cefayı tebessümle karşılayan Aliya hapisteyken karar verdiği partisini kurmak için 1989’da faaliyete başlar. Komünizmin bir gün biteceğine çok önceden inanmıştır o. Sırp ve Hırvat vatandaşlığını kabul etmez. Ünlü sanatçı Saffet İseviç’in teklifiyle Demokratik Eylem Partisi’ni 26 Mayıs 1990’da kurar. Yapılan ilk seçimlerde % 33 oy alarak 130 sandalyeli parlamentoda 42 milletvekilliği kazanır. Bu, Müslüman Boşnakların ilk demokrasi zaferidir. 1990 yılında ortak yönetimin başkanı seçilir Aliya İzzetbegoviç.

1992-1995 yılları arasında acılarını hâlâ yaşadığımız, izleri çok yeni olan savaş başlar. İki yüz bin şehit verilir. Yüz binlerce insan medeni (!) dünyanın gözleri önünde akıl almaz zulüm ve işkencelere maruz kalır. Ölenler şehit olmuştur ancak utançla yaşamaya mecbur edilen yarım milyon insanın başına gelenler, yıkılan evler, sönen ocaklar, yanan şehirler nasıl anlatılır bilmem ki? 

1996 yılındaki Dayton anlaşmasından sonra aynı yılın 14 Eylül’ünde seçimler yapılır ve Aliya İzzetbegoviç cumhurbaşkanlığına seçilir ve iki yıl süreyle cumhurbaşkanlığı yapar. 1998’de yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde Aliya’nın şahsında Müslüman Boşnak halkı zaferini perçinlemiş olur. Aliya İzzetbegoviç Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi’nin başkanı seçilir. Sırp aday Zivko Raşidik ve Hırvat aday Ante Yelaviç Aliya’nın yardımcısı olurlar. Böylece verilen mücadele zaferle taçlanmış olur. 

Aliya’nın son sözleri

Aliya İzzetbegoviç’in, “Tezahürat olur ve üzerine gösteri gölgesi düşer” endişesiyle Cuma namazlarını hangi camide kılacağını son ana kadar gizlediğini, mütevazı bir evde emekli maaşıyla sade bir hayat yaşadığını, ölürken arkasında mal mülk yerine halkına hürriyet kazandıran örnek bir mücadeleye ışık tutacak eserler bıraktığını kaç kişi biliyor acaba?

Yıllarca zindanlarda kalan bedeni yorgun düşer ve artık sağlığı iyice bozulur. 2000 yılında kendi isteğiyle başkanlıktan ve kurduğu Demokratik Eylem Partisi’nin genel başkanlığından ayrılır. Görevinden ayrılırken mutludur. Çünkü hür ve bağımsız Bosna semalarında nazlı bir zambak gibi bayrak dalgalanmaktadır.

Bosna Milli Mücadelesinin sembol ismidir o. Bizim için Mehmet Akif Ersoy ne kadar önemliyse, Pakistan için Muhammed İkbal nasıl büyük bir önem arz ediyorsa Bosna için de Aliya İzzetbegoviç aynı derecede hatta daha fazla önem arz etmektedir.

Aliya 19 Ekim 2003 günü Saraybosna hastanesinde vefat eder. Son sözleri bir vasiyet niteliğindedir: “Selam sana ey halkım! İmanınıza, bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın!” der bu dünyadan göç ederken…

Sana da selam olsun ey kahraman lider! Oradaki bahçen de zambaklarla süslenmiştir buradaki gibi. Dileriz sancakların en güzeli altında mutlulukla gülümsüyorsundur ve dileriz Yüceler Yücesi seni rahmetine almış, komşu eylemiştir iki cihan güneşine…

bir yorum bırakın